Biz turizimciler çok zor dönemler yaşadık. Ülkemizin yaşadığı sorunlar, bölgemizde veya dünyada gelişen olumsuzluklar bizi hem doğrudan, hem de dolaylı etkiledi. Yine de yılmadık. Fuarlara katıldık, yurtdışındaki iş ortaklarımızı ziyaret ettik, broşürler çıkardık, yabancı gazetecileri, acentacıları ülkemize davet ettik. Tanıtımın önemini hiç unutmadık.
Bütün umudumuz, sorunsuz geçecek sezonlara hazır olmakdı. 2005 yılında fırsatı yakaladık. Avrupa Topluluğunun Aralık 2004’de Türkiye’ye yeşil ışık yakması, Istanbul’da düzenlenen kongreler ve Şampiyonlar Ligi Finali, Formula 1 gibi etkinlikler ile fırsat en üst düzeyde belirdi. Yüksek dolulukları eskisiyle kıyaslanmayacak fiyatlarla elde ettik. Istanbullu turizimcilerin yüzü ilk defa güldü.
Peki yakaladığımız fırsatı gelecek yıllara taşıyabilecek kadar iyi değerlendirebiliyor muyuz? Turistik ürünlerimizin fiyatını ve dolulukları ileride de yüksek tutabilecek miyiz? Yoksa fırsatı fırsatçılığa çeviren meslekdaşlarımız yüzünden bizi en zor günlerimizde destekleyen yurtdışı iş ortaklarımızı üzmeye mi başladık?
Korkarım ki, özellikle Formula 1 etkinliği ve hemen sonrasına denk gelen tarihler için verilen fiyatlar, uzun yıllardır Türkiye’yi broşürleri aracılığıyla pazarlayan ve satmaya çalışan tur operatörlerini üzdü. Olası bir yüksek doluluk düşüncesiyle gerçeküstü abartılan fiyatlar ve aylar öncesinden yer bulamama sorunu bir çok turistin Türkiye’ye gelmesini engelledi. Mimarlar Kongresi’nde de benzer durumlar yaşandı ve sonuçta elimizde boş odalar kaldı.
Değerli meslekdaşlar, ne mutlu bizlere ki, özellikle İstanbul’da, yıllardan sonra ilk defa istediğimiz nitelikte ve sayıda turist potansiyeli oluştu. Bu durumu bir avantaja çevirmeliyiz. Doğru fiyat politikası ile sürdürülebilir turizm hedefine ulaşabiliriz. Yüksek turizm gelirleri elde edebileceğimiz, Prag ve Budapeşte’nin yakaladığı yükseliş dalgasını biz de yakalayabiliriz.
İşler iyi gidiyor diye düşünerek; ulaşım, konaklama, yeme-içme, rehberlik hizmetleri, müze girişleri ücretlerini orantısız olarak yükseltirsek doğru fiyat politikasını ıskalamış olacağız. Bildiğiniz gibi, işler her zaman iyi gitmeyebiliyor. Uzun yıllardır, Türkiye’yi ucuza pazarlamayalım diye düşüncelerimi dile getirdim. Şimdi geldiğimiz durumda, fiyatlara istikrar getirmemiz gerekiyor diye sesleniyorum. Sözlerim kimseyi doğrudan hedeflemiyor. Duyarlılığımın nedeni, uzun yıllardır beklediğimiz fırsatı ileriki yıllara taşımayı becerememe kaygısıdır
Iskender Çayla Hotel Dergisi, 2005
|
|
|
Siyasi Partiler Turizmciye Kulak Versin
|
|
Hürriyet, 17 Temmuz 2007
|
|
Yaşam Biçimi Türkiye, Turist Gönderen Ülke Kırsal Turizm
|
|
Hotel Dergisi, Ekim 2006
|
|
|
2005; Fırsat ve Fırsatçılık Arasındaki Ayrım
|
|
Hotel Dergisi, 2005
|
|
|
Rüzgarın Dinmesini Beklemek
|
|
Hotel Dergisi, Aralık 2003
|
|
|
Tanıtım ve Reklam
|
|
Hotel Dergisi, Haziran 2003
|
|
|
Turizmde Ürün Çeşitliliğinin Önemi ve Tanıtımda Uygarlıkların Öne Çıkarılması Düşüncesi
|
|
Hotel Dergisi, 2003
|
|
|
Akdeniz’de Bölgesel Tanıtım
|
|
Hotel Dergisi, 2003
|
|
|
Ulusal Turizm Öngörüleri ve Direnç Noktaları
|
|
Hotel Dergisi, 22 Haziran 2002
|
|
|
Türkiye’nin Tanıtım Sorunu
|
|
Hotel Dergisi, Nisan 2002
|
|
|
İstanbul’a Yeni Yaşam Alanları Gerekiyor
|
|
Hotel Dergisi, 5 Aralık 2001
|
|
|
Ülke Tanıtımında Uluslararası Turizm Fuarlarının Önemi ve Türkiye’nin Eksikleri
|
|
Hotel Dergisi, 15 Haziran 2001
|
|
Dış Ticaret açığı, Turizm, Kaynakların Doğru Kullanılması ve Tanıtımda Yeni Evre
|
|
Dünya, 12.07.2000
|
|
|
Turizmimiz ve Kültürümüz IMF Kıskacında
|
|
(Yalçın Bayer, köşe yazısı) Hürriyet, 25.06.2000
|
|
|
Türkiye, Tanıtım, Turizm
|
|
Hotel Dergisi, 10 Nisan 1999
|
|
|
Turizmci, Medyadan Rahatsız
|
|
Cumhuriyet, 03.04.1999
|
|
|
Turizm, Terör Sorunu, İptaller, Tanıtım, Yanlış Tanıtım ve Öneriler
|
|
Dünya, 23.03.1999
|
|
|
Yurtdışı Tanıtımında Çocuklara Yönelik Çalışma
|
|
İskender Çayla
|
|
|
Türkiye’nin Dış Görüntüsünü Olumsuz Etkileyen Çalışmalar ve Sivil Toplum Örgütlerinin Basın Komitesi Kurması.
|
|
İskender Çayla
|
|
|
İstanbul ve Trafik Sorunu
|
|
İskender Çayla
|
|
|
Önerilerim...
|
|
İskender Çayla
|
|
|